Prof. Dr. Ferşat KOLBAKIR
Şunu ara:

Prof. Dr. Ferşat KOLBAKIR Muayenehane

Toplar damar hastalıklarında tek bir uygulama ile yapılacak tedavi oldukça nadirdir. Çoğu kez uzun yıllar varis ile ilgili görünümler kişilerce kanıksanmış ve adeta normal gibi kabullenilmiştir. Kişilerin yaşama ve kendilerine verdikleri değer arttıkça özellikle estetik kaygılar nedeniyle bir problemin bekletilmeden çözüm arandığını görmekteyiz.

Toplar damarların en önemli özelliği içinde taşınan kanın düşük basınç ile iletilebilmesidir. Damar duvar yapısı ve kanı tek yönde ilerlemesini sağlayan kapak yapıları düşük basınç altında normal fonksiyonlarını sürdürür ve hem fonksiyonel, hem anatomik hem de fizyolojik olarak mükemmel bir sistem olarak çalışır.

Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan misali.. Toplar damarın etiyolojik, anatomik, histolojik ve patolojik özellikteki parametreleri kendi içinde problemin sinerjisini oluşturur. Şöyle ki, primer varis olarak adlandırdığımız etiyolojik nedeni aileden gelen gen yapısının yansıması olarak görür ve bayanlarda gebelik, hormonal ilaç kullanımı gibi etkenler ile ayakta uzun süre kalması, yürümenin yetersizliği, ağır kaldırma, kabızlık vb. tutum ve davranışlar karşısında damar duvar yapısının genişlemesi ve tekrar eski haline gelememesidir. Bu durumda genişleyen damar içindeki kapaklar karşı karşıya gelemediği için ayakta kaldığında damar içerisinde ilerleyen kanın tek yöne değil de basıncın düşük olduğu tarafa yönlenmesi ile yol bulduğu görülür.

Toplar damar içinde basıncın artması “Venöz hipertansiyon” olarak adlandırılır. Toplar damar içerisindeki kapakçıklar yaklaşık 8-10 cm aralıklarla yerleşmişlerdir. Böylece ilerleyen kan kapaklar kapandığında en fazla 10 cm Sıvı basıncına maruz kalır. Bir kapak bozuksa sonraki kapak seviyesine kadar basınç aksedeceğinden 20 cm sıvı basıncına çıkar, daha fazla kapak bozuldukça ayak ucuna kadar ilerlemenin olduğunu görürüz. Basıncın artması, bu bölgedeki sağlam yapıdaki damarların genişlemesine , uzamasına ve kıvrımlı hale gelmesine sebebiyet verir.

Bir toplar damarın uzaması, genişlemesi ve kıvrımlı hale gelmesi bir görünüm problemi olarak algılansa da temel problem doku seviyesindeki kanın dolaşımının zorlaşmasıdır. Fizyolojik olarak kılcal damarlar seviyesinde hücrelere ulaşan kan bu ünitede hidrostatik ve onkotik basınç farklılıkları ile hücre arasındaki sıvının toplar damarlara geri dönüşü Starling prensibi olarak tanımlanır. Toplar damar içerisinde basınç yüksek kaldığında hücreler seviyesinde zorlaşan dolaşım özellikle cilt altındaki hücrelerin hayatiyetinin kaybetmesine; cilt altı yağ dokusunun çekilmesi, pigment artışı ile renk değişiklikleri, cildin sertleşmesi ve iyileşemeyen yaraların açılmasına neden olur.

Venöz hipertansiyonun oluşumundaki faktörleri incelediğimizde damar duvarı ve kapakların fonksiyonel olarak yetersizliğinin bir diğer tanımı reflü olarak açıklanmaktadır. Yani ilerleyen kanın tek yöne doğru olmaması.. Reflü nerede başladıysa ve devam ediyorsa hedefimiz öncelikle problemin kaynağına doğru olmalıdır. Reflünün nereden başladığı klinik muayene, dopler ve dupleks ultrasonografi ile detaylandırılarak haritalama yapılmalı ve tedavi planı aşama aşama belirlenmelidir. Sadece görünene müdahale etmek ağacın dallarını budamaya benzer ki, tedavisi daha sonra daha da güç olacak nüks varislerin oluşumuna zemin hazırlar.

Pe çok kişi merak etmektedir.. Hasta olan damar çıkarılırsa onun görevini hangi damar yapacak? BU sorunun cevabı hastadan hastaya değişmekle birlikte şu iyi bilinmelidir ki, varisli bir damar tedavi edilmediğinde veya dolaşım dışı bırakılmadığında öncelikle komşu ve daha alt kısımdaki sağlam damarları da kendine benzetecektir. Planlama yapılırken öncelik sağlam damarları korumaktır. Ancak, hastalık öyle bir ileri safhada ve sağlam damar kalmadıysa hasta damarların radikal tedavilerini göz ardı etmemiz gerekecek ve geçici çözümler sunmaya çalışacağız demektir.

Her hasta için çözüm farklı olabilir.

Toplar damar hastalıklarında tedavinin hedefi klinik olarak semptomların giderilmesi, fizyopatolojik olarak venöz hipertansiyonun kontrolü veya ortadan kaldırılması ve estetik olarak cilt bütünlüğünün ve görünümün normalleştirilmesi ile hasta memnuniyetinin üst seviyelerde tutulmasıdır. Bu nedenle kişi için yapılan programda seçeneklerimiz kombine olarak uygulanmalıdır. Ameliyat ile olan çözümler daha net sonuçlar sağlarken Radyofrekans, Endovenöz Lazer, Yapıştırıcı uygulamaları kesi yapmaksızın hasta damarın devre dışı bırakılmasını sağlamakta, görünüm olarak rahatsızlık veren variköz yapıların retiküler ve telenjektazik damar yapılarının giderilmesi ortaya çıkış problemi düzeltildikten sonra yine estetik olarak normalleşmesini sağlayacak skeroterapi, silgi lazer, termokoagülasyon gibi işlemler ile tamamlamak gerekir.

Varislerin erken safhalarından son dönem hastalık safhasına kadar tedavide yeri olan ilaçlar, elastik bandaj veya kompresyon çorapları bu işlem ve uygulamaların tamamlayıcısı olarak kanıtlanmış bir seçenektir. Yaşam tarzı değişiklikleri, yürüyüş, fit olma, sağlıklı beslenme her hastalığın önlenmesindeki olduğu gibi yadsınamaz yeri vardır.