Şunu ara:

Skleroterapi telenjiyektazi ve retiküler venlerin sklerozan ajan enjeksiyonuyla kimyasal yöntemle tıkanmasıdır. Telenjiyektazilerde öncelikle yapılması gereken tedavi skleroterapidir. Sıvı veya köpük formunda skleroterapi safen ve yan dallarının varisleri, perforan venler, rekürren venler, genital bölge venleri, ülser etrafındaki venler, venöz malformasyonların tedavisinde de kullanılmaktadır. Kesin kontrendikasyonlar; venöz tromboemboli, sklerozan maddeye karşı bilinen alerji ve sağdan sola şant olasılığı olan yapısal kalp anomalileridir (Patent foramen ovale, atriyal septal defekt, ventriküler septal defekt vb.). Göreceli kontrendikasyonlar gebelik, laktasyon, lokal veya sistemik aktif enfeksiyon, yüksek tromboemboli olasılığı ve akut yüzeyel ven trombozudur. Günümüzde en sık kullanılan iki ajan polidokanol ve sodyum tetradesil sülfattır. Bu ajanların birbirlerine olan üstünlüğü gösterilememiştir. Bu iki ajan dışında gliserin, %75 dekstroz ve hipertonik NaCl kullanılabilir.

Damar içine verilen kimyasal ajanlar önce damar iç yüzünde tahribat yapar, akabinde burada bir iyileşme süreci başlatılır. Bu süreçte damarlar 1 mm den geniş ise üzerine baskı yapılarak (bandaj veya kompresyon çorabı) damarın iyileşmesi sırasında içinde kalan kanın pıhtılaşması nedeniyle oluşacak renk değişikliklerinin önüne geçilir. Bir süre sonra içi yüzü tahrip edilen damar büzüşerek (skleroze) vücut tarafından doğal olarak yok edilir.

Skleroterapinin çeşitli kullanımları vardır. İlacın hangi şekilde (sıvı ya da köpük), hangi dozda kullanılacağına hastanın ve damar yapısının durumuna göre doktor karar verir. Sıvı olarak verilirse Sıvı Skleroterapi olarak isimlendirilir. Köpük olarak verilirse köpük skleroterapi olarak tanımlanır.

Skleroterapi, damar duvarının tahribatı üzerine geliştirilen, geniş, orta ve küçük çaplı (örümcek ağı şeklinde görülen retiküler ve telenjektazik) damarlanmaların en eski ve en popüler tedavisidir. Tahribatı sınırını bilerek kontrol ederek yapılan skleroterapi bilgi tecrübe ve beceri gerektirdiğinden “Skleroterapi bilim olduğu kadar sanattır.” denilmiştir.

Sıvı (Konvansiyonel) Skleroterapi: Bu en temel Skleroterapi yöntemidir ve ilacın etkilenen damarlara doğrudan enjekte edilmesini içerir. Çok ince iğneler kullanılır. Genellikle ağrı hissedilmez. Gerekirse ciltte lokal anestetikler kullanılabilir.

Köpük Skleroterapi: Bu teknikte ilaç biyolojik gazlar ile karıştırılarak  köpüksü, krema benzeri bir madde oluşturulur. Böylece az miktarda ilaçla, daha yoğun bir kıvam, daha fazla hacim elde edilerek damarın içi daha iyi doldurulur ve ilacın etkinliği arttırılır. Sıvı (Konvansiyonel) Skleroterapi’ye kıyasla daha küçük miktarlarda kullanılarak daha geniş alanları kaplayabilir. Köpük Skleroterapi genellikle daha geniş anormal damarları tedavi etmek için kullanılır. Yoğun kıvamı sayesinde ultrason eşliğinde daha iyi görüntülenebilir. Etkinliği artmış olduğu gibi yan etkileri de artacağından kullanımında daha dikkatli olmak gerekir. Mutlaka tecrübe gerektirir.

Ultrason Eşliğinde Skleroterapi:  Görülmesi zor olan varislerde, yapısal, doğumsal olarak var olan damar yumaklarının (hemanjiom vb) tedavisinde ve geniş yüzeysel damarlarda besleyici damarı bulup kaynağına enjeksiyon yapabilmek için kullanılır. Ultrason eşliğinde damarların yeri daha kesin ve doğru olarak belirlenir. İlacın bir yandan daha doğru damara gitmesi sağlanırken, diğer yandan kapanmasını istemediğimiz damarlar da  ultrasonografi altında korunabilir.

Gelen hastalarımız hangi işlemlerden geçmekte?

  • Hasta kaydı yapılır. KVKK bilgilendirmesi ve onamları alındıktan sonra
  • Hastalığın Semptomları, Öyküsü, Öz geçmiş ve soy geçmişi sorgulanır.
  • Fizik muayene ve hastalığa özgü testleri yapılır.
  • Toplar damarlardaki reflü yerlerinin ve bağlantılarının dopler incelemesi ile haritalandırılması çıkarılır.
  • Baldır seviyesi ve bilek seviyesinden ölçüler alınır.
  • 6 farklı pozisyonda Alt ekstremitenin damar görüntüleri fotoğraflanır.
  • Doppler ultrasonografi ile derin venöz yapıların morfolojik, fonksiyonel değişiklikleri ile tam bir venöz anatomik harita çıkarılır, patolojik yerler özellikleri belirtilerek işaretlenir.
  • Ameliyat gerektirecek, ana damarlarla ilgili bir problem olmadığı belirlenip ondan sonra tedavi planlanmalıdır.
  • Öncelikle altta yatan sorunun giderilmesi, aşamalı tedavi planlaması, skleroterapinin başarısını arttıracak ve tekrarlama riskini azaltacaktır.
  • Damar ağının ciddiyetine ve yaygınlığına bağlı olarak tekrarlayan seanslar ve seanlar arasında damar içerisinde birikim gösteren pıhtıların çıkarılması (Trombektomi) gerekebilir.
  • Tahmini kaç seans gerektiği belirtilir ancak kesin olarak söylemek mümkün değildir.
  • İşlemler 30 dk ile 45 dk süre alır. Gerekli olan hastalara bandaj veya elastik çorap uygulanır ve istirahat gerekmeden evine gönderilir.
  • İşlemden sonra günlük hayatla ilgili bir kısıtlama yoktur.
  • Özellikle yürüyüş önerilir.
  • Bir süre kompresyon çorabı giymek gerekebilir. Süresine yapılan tedavinin yaygınlığı ve damar çapına bağlı olarak doktorunuz karar verir.
  • Hamilelik süresince uygulanmaz.

Yan etkileri nelerdir?

  • Skleroterapi klinik olarak ispatlanmış güvenli ve etkili bir tedavidir.
  • Sonucunu işlem sonrasında o gün göremezsiniz skleroterapi sihirli değnek değildir.
  • 3-6 haftalık bir iyileşme süresi gerektirir. Sonuçlar aşamalı olup damarlar vücutta birkaç hafta içinde yok olur.
  • Damarları kalıcı olarak yok etse de, varisler ve örümcek damarlar (örümcek ağı şeklinde görülen ince damarlanmalar), gelecekte yeniden başka bölgelerden oluşabilir
  • İlaç enjekte edilirken hafif düzeyde rahatsızlığa neden olur.
  • Köpük damarlara girdiğinde, ilaç damarın iç katmanına zarar verir ve damarların pıhtılaşmasına ve sonunda doğal olarak vücut tarafından yok edilmesine neden olur.
  • Bazen iğne giriş yerlerinde lokal cilt altı hafif kanama ve buna bağlı morarma görülebilir. Kısa sürede kendiliğinden geçer.
  • Özellikle geniş damar tedavilerinde; damar içinde pıhtı oluşabilir. Bu ilaca bağlı olarak gelişen bir süreçtir. Vücut zamanla bunu eritecek ve damarı yok edecektir. Bu süreçte damar trasesi boyunca hafif bir renk değişikliği oluşabilir. Genellikle birkaç hafta içinde yok olur. Ancak çok nadiren birkaç aya uzayabilir.
  • Çok nadiren skleroterapinin kendisi yeni damar oluşumlarını tetikleyebilir. Bu istemediğimiz bir yan etkidir. Burada doktorun tecrübe ve bilgisi, hastanın cilt yapısı ve altta yatan tıbbi süreci çok önemlidir. Tekrarlayan durumlarda tedaviyi kesmek ve daha uygun bir tedavi planı yapmak gerekebilir.
  • Cildin derininde yer alan damarların yok edilmesi yüzeysel varis ve örümcek damarların gelişme olasılığını azaltır ve düzenli damar taramaları ile sorun zaman içinde takip edilebilir.