Şunu ara:

Vücudumuzda boyun bölgesinden kasık seviyesine kadar olan toplar damarlarda kapak bulunmaz, bu seviyenin altında kaslar arasındaki toplardamarlarda ve cilt altı yağ dokusu içinde seyreden yüzeysel toplardamarlarda kanın yukarı hareketine müsaade eden kapaklar vardır. Ayrıca çok önemli olan bir diğer damar grubu ise yüzeysel damarlar ile derin damarlar arasında bağlantı kuran perforan damarlar olup, kan akımı yüzeysel yapıdan derin yapıya doğrudur. Yürüdüğümüzde bacak kaslarımız gevşerken, kanımız yüzeydeki damarlardan derine yönlenir, kaslar kasıldığında ise kanı yukarı doğru hareket ettirilerek pompa görevini yürütürler. Kapaklarda reflü olduğunda ise olay tersine döner ve yukarı olan kan akımı yüzeysel damarlara doğru yansıyarak bölgede aşırı bir basınç gelişimine (Venöz Hipertansiyon) neden olur.

Venöz yetmezlik denildiğinde ven içindeki kapaklarda oluşan kaçak (diğer bir deyişle reflü) akla gelmelidir. Reflü tespiti için iki metot uygulanmaktadır. Birincisi yapılan muayenede kanın yukarı doğru hareketi bacak ayak tabanı veya bacak seviyesindeki yapılan kompresyon ile sağlanır, yukarı hareket eden kanın kompresyon sonrasında veya hastaya derin nefes aldırılır ve ıkındırılarak (Valsalva Manevrası) geri kaçış incelenir. Bu inceleme El Doppleri ve/veya Renkli Doppler Ultrason ile derecelendirilir. Süre ve şiddetine bağlı olarak GR1-GR4 arasında sınıflandırılır. Reflü daima bölgede ven içerisinde basınç artmasına, basınç artması damar duvarının gerilmesine ve genişlemesine, genişleyen damarın bir alttaki kapağın kapanmasının gecikmesine veya kapanamamasına neden olarak ilerleyici bir patolojinin sürekliliğine zemin hazırlar. Neticede hastalarımızda Kr. Venöz Yetmezlik olarak bilinen telenjiektazi, retiküler venler ve varislerin gelişir, tedavi edilmeyen hastaların son aşamasında iyileşemeyen varis ülserlerine kadar ilerlemeye neden olur.