Şunu ara:

Ovarian venlerde valvuler yetersizliğe bağlı reflü akımın neticesinde pelvik venlerin venöz hipertansiyonu ve variköz değişimlerini tanımlar. Ovarian ven kapaklarının yetersizliği sol renal vene veya inferior kavaya drenaj bölgesinde obstrüsiyon, dinamik veya statik kompresyon, retroperitoneal fibrozis, pelvik malformasyonlar, Sol renal ven kompresyonu, İliyak ven kompresyonu, May-Thurner sendromu, Nutcracker sendromu veya Retroaortik kompresyona bağlı olabilmektedir.

Kadınlarda nedeni anlaşılamayan kronik pelvik ağrının bir nedenidir. Venöz kaynaklı kronik pelvik ağrı, perineal ağırlık hissi, sık idrara çıkma ve cinsel ilişki sonrası ağrıyı içerebilen ve vulvar, perineal ve/veya alt ekstremite varisleri ile ilişkili olabilen kronik semptomlar olarak tanımlanmaktadır.

Jinekologlara giden hastaların %40 ında kronik pelvik ağrı yakınmasının olduğu gerçeğinde bu hastaların yarısının doğru tanı konmadan yıllarca tedavisiz kaldıkları tahmin edilmektedir. Ayrıca sağlıklı kadınların %10 kadarında ovariyen varislerin mevcut olduğu ve bunların %60ʼında PKS bulunduğu saptanmıştır.

Kronik pelvik ağrının ile başvuran hastalardan detaylı anamnez alınmalı ve fizik muayene yapılmalıdır. Duruş pozisyonu, yürüme ve eğilme sırasında şiddetlenebilen ağrılar ile birlikte ağrılı menstruasyon ve işeme Pelvik bölgedeki varisler bazen kanlı idrar gelmesi PKS düşündürmelidir. İliak ven tıkanıklığının eşlik ettiği Derin ven trombozu sorgulanmalıdır.
Pelvik venöz hastalıktan klinik olarak şüphelenilen hastalarda öncelikle Ultrasonografi (US), manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve bilgisayarlı tomografi (BT) gibi non-invaziv yöntemler önerilmektedir. Bu tetkikler aynı zamanda PKS ile ilişkili ek pelvik patolojilerin tanısının konması için de kullanılmaktadır. İnvazif olmakla birlikte selektif venografi tanıda altın standart yöntem olarak kalmaya devam etmektedir. Transvajinal US, pelvik venöz pleksusun daha iyi görüntülenmesini sağladığından vajen ve vulvadaki fizyolojik reflü ve herhangi bir varise neden olan patolojik reflü saptanabilir. Safenofemoral bileşkede reflü olmayan hastalarda uyluğun arka ve yan tarafında yer alan atipik varisler pelvik konjesyon sendromu için oldukça tipiktir.

Pelvik konjesyon sendromunun tıbbi tedavisi psikoterapi, analjeziklere ek olarak, mikronize saflaştırılmış flavonoid fraksiyonunun tedavi başladıktan sonra 2-4 hafta içinde ağrıda belirgin azalma ve venöz outflow’da iyileşme sağladığı gösterilmiştir. Ancak, medikal tedavinin uzun dönemde tedavide etkin olduğu gösterilememiştir. Retroperitoneal veya laparoskopik olarak over ven ligasyonu, tarihsel olarak primer ovariyen ven yetersizliği için bir tedavi olarak önerilmiştir. Ancak, etkisi kanıtlanamadığından bu tarz cerrahi tedavilerin uygulanması önerilmemektedir.

Endovasküler tedavi tıbbi tedaviye yanıt vermeyen seçilmiş hastalarda uygulanan bir tedavi yöntemidir. Over ve internal iliyak ven erişimini sağlamak için genellikle transfemoral veya transjugüler yaklaşım kullanılabilir. Embolizasyon işlemi için sklerozan köpük, adezivler, amplatzer vasküler tıkaçlar ve koiller dahil olmak üzere birçok farklı materyal kullanılabilir. Transkateter embolizasyon, gonadal venöz yetmezlik venografi ile doğrulandıktan sonra oklüzyon koillerin damar boyunca kademeli olarak açılmasıyla elde edilir. Çok sayıda çalışmada koil embolizasyon tedavisinin ortalama başarı oranının %75 civarında olduğu, düşük nüks oranı (%5) ile göreceli olarak güvenli bir yöntem olduğu bildirilmiştir.

Nutcracker ve May-Turner sendromu gibi venöz okluziv hastalıkların pelvik konjesyon sendromu yaptığı bilinmektedir. Bu hastalarda oklüde ven segmentinin stentlenmesi sonrası pelvik venöz yetmezliğe bağlı hastalık semptomlarının düzeldiği görülmüştür.